Akataleptos Manastırı (Kalenderhane Camii)

kalender1
Kalenderhane Camii veya Eski İmaret Camii olarak bilinen Akataleptos Manastırı’nın Yunan haçı kemerli Bizans kilisesi örneğinin var olan birkaç örneğinden birini temsil ettiğinden dolayı plan ve üslup özelliklerine göre de 9. veya 10. yüzyılda Komnenos hanedanlığı tarafından inşa edildiği sanılmaktadır. İlk olarak 1094 yılındaki bir belgede adı geçmekte ve Bizans İmparatorluğu’nun sonuna kadar ayakta kaldığı bilinmektedir.

Vefa semtinde bulunan Bozdoğan su kemerinin en doğu ucunun güneyinde yer alan manastırın ilk yapısı Roma hamamı idi. Altıncı yüzyılı takiben ilk önce Tanrı Kyriotissa ve annesi’ne adanan bir kilise olarak “Theotokos Kyriotissa” adı altında büyük kubbesi ve yarı kubbeleri Bozdağan kemerini aşıyordu. Daha sonra, taş ve mermer işçiliğine bakılırsa 7. yüzyılda, daha büyük bir kilise, ilk kilisenin güneyine yapıldı. Üçüncü bir kilise, tekrar kutsal yer olarak kullanılıyordu. Mevcut kilisenin ana apsis ve dış narteks bölümlerini yeniden yerine dikildi. Yarı kubbeler daha sonra Commenian döneminde 12. yüzyılın sonuna doğru eklendi ve kilise, manastır yapıları ile çevrilmiş oldu fakat bunlar Osmanlı tarafından tamamiyle yıkıldı. İstanbul’un Latin İstilası sırasında yapı, İtalyanlar’a Dominik manastırı şeklinde Roma Katolik kilisesi olarak hizmet vermiş ve St Francis Assisi hayatı hakkında en eski bilinen fresk döngülerinden biri ile dekore edilmiştir. Günümüze ulaşan yapı, Katolik kilisesidir. Ana mekâna, tonozlarla örtülü narteksten girilmektedir. Ana mekânın ortası pandantifli kubbeyle örtülüdür ve bu ana kubbe, beşik tonozlarla desteklenerek tavan örtüsü ortaya çıkarılmıştır.

İstanbul’un 1453 yılında fethinden sonra kilise, Kalender Tarikatı’na mensup dervişler tarafından kullanıldığından Fatih Sultan Mehmet tarafından Kalenderi dervişlerine verildi. Dervişler burayı medrese olarak kullanıyordu. O zamandan beri Kalenderhane (Kalender evi) olarak biliniyordu. 18. yüzyılda Babüssaade (saray) Ağası Maktul Beşir Ağa tarafından camiye dönüştürüldü. Yangından ve depremden zarar gören cami 1854 yılında restore edildi. Kalenderhane Camii’nin minaresine 1930 yılında yıldırım düşerek yıkıldı ve yanıp çökmesinden dolayı terk edildi. 1966-1975 yılları arasında Harvard Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi işbirliği ile yapılan bir araştırma ve kazıya konu olmuş, harap durumdayken 1968 yılında restore edilerek tekrar ibadete açılmıştır. Camiinin avlusunda, kilisenin ilk zamanlarında yapıya dahil olan ancak şimdi yıkılıp harabe halini alan duvar kalıntıları bulunmaktadır.

Halen duvarlarında Roma dönemine ait mermer sütun başları, freskolar ve mozaikler görmenin mümkün olduğu Kalender Camii’ye Tramvay caddesi üzerinden gelmek en kısa yoldur. Ama başka türlü varmak isterseniz alternatif rota Valens Su Kemeri’ni Süleymaniye yönünde izlemek olacaktır. Kalenderhane Camii su kemerinin hemen bitişiğinde bulunmaktadır.

<

Bookmark the permalink.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.