Havariyyun Kilisesi (Holy Apostles)

Orjinal adı ile ‘Church of the Holy Apostles’, Roma İmparatorluğu’nun Ayasofya‘dan sonraki en büyük kilisesidir. Eski kayıtlarda ‘İmparatorluk Mezarlığı’ olarak geçen yapı, Constanstinapolis’in kurucusu I. Constantine zamanında başlanmış ve oğlu II. Constantius zamanında bitirilmiştir. 1453 yılında İstanbul’un fethi ile kalıntılarının üstüne Fatih Camii yapılmıştır.

M.S. 330 yılında I. Constantine tarafından Ayasofya ile aynı zamanda yapımına başlanan yapı, 337 yılında I. Constantine’in ölümü ile oğlu ve varisi II. Constantius tarafından tamamlanmış ve I. Constantine buraya gömülmüştür. Kilise, Hz. İsa’nın 12 Havarisi’ne adanmıştır. Her ne kadar imparatorluğun amacı, bütün havari reliklerini kiliseye taşımak olsa da sadece üç tane azize (Aziz Andreas, Aziz Loukas ve Aziz Timotheos) ulaşılabilmiştir.

İlk kilisenin mimari yapısını en iyi anlatan kişi tarihçi Eusebius’tur. ‘Constantine bu yapıyı yakıştığı yüksekliğe taşıdı ve temelden çatıya kadar ustalıkla boyanmış mermer levhalar ile onu dekore etti. En ince ayrıntısına kadar iç çatıyı kurdurdu ve boydan boya altınla kaplattı. Binanın yağmurdan korunması için dış kaplaması ve kiremitleri yerine pirinç levhaları vardı. Bu pirinç levhaları da altın yaldızlar ile süsledi ki, uzaktan bakanların güneş ışığı yansımalarından dolayı gözleri kamaştı. Kubbe tamamen ince oyma yapılan pirinç ve altın dövmeler ile kaplandı. İmparator, bu muhteşemlik karşısında çok memnun oldu. Bina, çok büyük bir açık alan ile çevrildi ve dört tarafını kaplayan revaklarla süslendi.’
Kilisede, merkezi türbe planlı haç bazilikası özelliği kullanıldığı için, Hristiyan mimarisinde dönüşüm olarak nitelendirilmektedir.

İmparator Justinyen zamanında kilisenin büyüklüğü yetersiz kaldı ve aynı yerde yeni bir kilise yapıldı. Tarihçi Procopius’a göre yapım Justinyen tarafından üstlenilmişken, yazar Pseudo-Codinus’e göre karısı Theodora tarafından üstlenilmiştir. Yeni kilisesin dizayn ve yapımı Trallesli (Güzelhisar) Anthemius ve Miletli Isidorus’a aittir. Kilisenin açılış ayini 28 Temmuz 550 yılında yapılmış ve inşaat sırasında Akakios Kilisesi’ne taşınan üç aziz relikleri yeni kiliseye geri alınmıştır. Ayrıca kilisenin kuzey kolu sonuna Justinyen ve ailesi için bir anıt mezar yapılmıştır.

İkinci kilisenin mimari detaylarını tarihçi Procopius anlatmıştır. ‘İki kolu doğu ve batı, iki kolu ise kuzey ve güneyi gösteren haç planında yapıldı. Birbirini dik kesen dört çizginin ikisi enine hat boyunca birbirine denk yapıldı, ama diğer iki çizgiden batıya uzanan kol haç işaretini sağlamak için daha uzun yapıldı. Dışarıda, bu çizgiler, tüm kenarlardan duvarlar ile çevrildi. İçeride ise birbirinin ardından gelen sütunlar tarafından takip edildi. İki düz çizginin kesişiminde, ki buna orta derim, gizemleri kutsamayacak olan kişilerin girmesi yasak olan bir oda yapıldı. Bu güzel sebep ile oraya ‘sanctuary’ diyorlar. Sanctuary’in üstündeki kubbe, Sofya’nın planı baz alınarak, ondan daha küçük yapıldı. Dört adet kemer, aynı şekilde ve aynı dairede bulunan pencereler ile kaplanmış kubbeyi tutarlar. Bu kemerler kubbeyi havada yüzer şekilde gösterse de, dayanıklık için yapılmış oldukları mümkün. Sonradan ana kubbenin destekleri oldular.’

700 yıldan uzun bir süre Havariyyun, Ayasofya‘dan sonra en önemli kilise olma özelliğini korudu. Ama Ayasofya başkentin eski bölgesinde yer alırken, Havariyyun, yeni yapılanmakta olan, birçok asil ve konsül üyesinin yerleşmeye başladığı, imparatorluğun en önemli caddelerinden biri olacak olan Mede Odos (Merkez Cadde) üzerinde yapıldı. Şehrin en kalabalık kilisesi olmasının yanında birçok imparator, patrik ve piskopos buraya gömüldü. İmparator I. Basil döneminde, 874 yılında, Hz. İsa’nın inananlarından ve ilk kilise kurucusu kabul edilen Aziz John Chrysostom ve diğer birçok azizin mezarı getirildi. Akabinde kilise altın ve mücevherler ile dolmaya başladı.

10. yüzyılda, Rodoslu Constantine isimli bir tarihçi, VII. Constantine’e ‘Περιγραφή του κτιρίου των Αποστόλων‘ isimli bir eser sundu. Havariyyun Kilisesi hakkında günümüzdeki en mükemmel eser bu olup, Nicholas Mesarites tarafından 1957 yılında ‘Description of the building of the Apostles’ adı ile İngilizce’ye çevrilmiştir. Bu yazıda da bu kitaptan yararlanılmıştır.

IV.Haçlı Seferi (1204) sırasında istilaya uğrayan kilisede bulunan İmparator Justinyen ve Heraclius’un mezarları açılıp yağmalandı. Venedik’e götürülen eserlerin neredeyse tümü, şu anda Roma’da bulunan San Marco Katedrali’nde bulunmaktadır. Kurtarılan iki eser Aya İrini, aralarında I. Constantine’e ait olduğu sanılan mezar da bulunan beş eser İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde yer almaktadır. VII. Michael Palaeologus’un şehri geri almasıyla kiliseye ‘Melek Mikail’ heykeli ve 14. yüzyıl başında II. Palaeologus tarafından kapsamlı bir bakım yapıldı. Bizans İmparatorluğu’nun maddi sıkıntıya ve yıkılma sürecine girmesiyle kilise çürümeye bırakıldı. 1420 yılında Floransalı Cristoforo Buondelmonti, kilisesin harabeye dönüştüğünü kaydetmiştir.

1453 yılında II. Mehmet, İstanbul’u almasıyla Ekümenik Patrikhanesi görevi gören Ayasofya‘yı camiiye çevirmiş ve Patrik Gennadius Scholarius’i Havariyyun Kilisesi’ne Ekümenik Patriği olarak atamıştır. Fakat kilise harap bir haldeydi ve bulunduğu konum önemi dolayısıyla Türkler tarafından yerleşime açıldı. Bölgede çıkan bir tartışmada bir Rum’un bir Türk’ü vurması sonucu 1456 yılında Patrikhane Pammakaristos Kilisesi’ne (Fethiye Camii), Havariyyun Kilisesi’nin kalıntıları da korunaklı bir bölgeye taşınarak (günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir) Fatih Camii yapımına başlandı.

Kilisede, IV. Haçlı Seferi’nden önce bulunduğu kaydedilen mezarlar : I. Constantine, Flavius Claudius Julianus, Jovian ve karısı Charito, I. Valentine ve karısı Marina Severa, I. Theodosius, I. Anastasius, I. Justinyen ve Theodora, İmparatoriçe Ino Anastasia, İmparator Heraclius, İmparatoriçe Eudokia, II. Constans’ın karısı Fausta, Patrik I. Nikephoros, Patrik II. Nikephoros, İmparatoriçe Zoe Porphyrogenita, İmparatoriçe Eudokia Ingerina, Aziz Andreas, Aziz Loukas, Aziz Timotheos, Aziz John Chrysostom, VI. Leo, İmparatoriçe Theophano Martiniake, İmparatoriçe Zoe Zaoutzaina ve İmparatoriçe Eudokia Baiana.

Bookmark the permalink.

3 Comments

  1. Peki Sergios ve Bakkhos Kiliseni’nin planı neden bu yazıda var?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.